HACERÜL ESVED TAŞI
Hac ibadeti için Kabe’ye giden insanların ellerini sürebilmek ya da öpebilmek amacı ile birbirlerini çiğnediği Hacerül Esved taşı Kuran da hiçbir yerde ve şekilde geçmez. Tarihi bilgi ve kayıtlarda da yoktur. Cennetten geldiği, insanların günahlarını emerek karardığı, İbrahim Peygamberin oğlu İsmail’e Kabeyi inşa ederken verildiği iddiaları tamamen rivayetten ibarettir. Diğer yandan İslami inanışta, hiçbir varlık ya da nesne Allahın yapabileceği şeyleri yapamaz. Bu doğrudan Allaha ortak koşmaktır ve şirke girer. Günahları affetmek İslami öğretide ve Kuran da sadece Allahın yetisinde olan şeylerdir. Kurana göre Allahın affetmeyeceği tek günah şirktir. Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındakileri dilediğinde bağışlayabilir. “ Kim Allah’a ortak koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur. Nisa 48 ”. Peki gerçek nedir ?
Antik dönem insanlarına göre gökten alevler içerisinde düşen meteoritler tesadüfü bir doğa olayı değil, tanrıların evi olarak bilinen gökyüzünden gelen , tanrılardan gelen bir işaret olarak algılanıyordu. M.Ö 7000 yıllarında antik toplumlarda günümüzde Çatal Höyükte de tespit edilen ana tanrıça KİBELE kültü mevcuttur. KİBELE kültü antik Mısırda İSİS, antik Yunan da ARTEMİS, Romada MAGNE MATER, İslam öncesi Arap coğrafyasında LAT, UZA ve MENAT isimleri ile farklı medeniyetlerin inanç sistemlerine de nüfuz etmiştir. Günümüzde Eskişehir yakınlarındaki Ballıhisar Antik kentinde Kibele gökten düşen şekilsiz bir siyah taş olarak resmedildiği ve kendisine tapınıldığı belirlenmiştir. O dönemde yapılan ayinlerde rahipler bu kutsal taşa kan ve kendi spermlerini sürerek tanrıça ile fiziksel bağ kurduklarına inanırlardı.
M.Ö 204 yılında Kartacalı general Hannibal Roma’yı tehdit ederken yaşanan meteor yağmuru Romalıları dehşete düşürür. Bu durumda kahinlerin önerisi ile Pesinustaki ( Beragama ) siyah meteorit yerinden sökülerek Romaya getirilmiş ve Magna Mater ( Kutsal ana ) tapınağına yerleştirilmiştir. Kaderin cilvesi olarak taşın gelişi ile Hanibal yenilgiye uğrar ve kara taş Roma da artık kutsal ve kurtarıcı güce dönüşür. Sahte hadislerde geçen Hacerül Esved taşı kıyamette bedenlenecek anlatıları da pagan tanrıça KİBELE nin meteoritlerin bir parçası olduğuna inanılmasından den gelen pagan inanışın uzantısıdır.
İslamiyet öncesi Arabistandaki cahiliye döneminde Kabe orta doğu paganizminin en büyük merkezlerinden biridir. Kabe içinde baştanrı HÜBAL başta olmak üzere 360 adet put barındırıyordu. İşin ilginç tarafı Kabede tapınılan bu putların kökeni Mezopotamya mitolojilerindeki tanrılardır. Kuranda da geçen Lat, Uzat ve Menat putları aslında KİBELE nin üçlü tanrıça üçlemesinin Arap coğrafyasındaki karşılıklarıdır. Bu dönemdeki pagan Arap ayinleri Frigya ve Sümer ayinlerinin birebir aynısı idi. İslamiyet öncesinde pagan Araplar Kabenin etrafında 7 kez dönüyor, Safa ile Merve arasındaki putlar olan İsaf ve Nail’e koşuyor ve kutsal siyah taşı öperek ona saygılarını sunuyorlardı. Kesilen kurbanların kanları doğrudan bu taşa ve Kabe’nin duvarlarına sürülüyordu.
Akla gelebilecek tek soru Hz.Muhammed’in Kabenin içindeki 360 tane putu kırıp yok ederken neden Hacerül Esved’i muhafaza ettiğidir. Putperestliği temelinden sarsan bir peygamber neden en büyük pagan fetişlerinden birini yerinde tutmuştur ? Bu görünürdeki çelişkinin temelinde derin bir insani aidiyet duygusu yer alır. Peygamberin kendi ailesi ve kabilesi olan Kureyş, nesiller boyu bu tapınağın muhafızlığını yapmaktaydı. Hatta dedesi Abdulmuttalip kabilede önemli bir zattı. Peygamber vahiy almadan yani peygamber olmadan yıllar önce Kabe’nin onarımı sırasında kabileler arasında çıkan Hacerül Esvedi kim yerine koyacak tartışmasını kendi hırkasını yere sererek tüm kabile üyelerinin çekerek taşımasını sağlamış, taşı Kabe’nin duvarına kendi yerleştirerek tartışmayı engellemişti. Bu olay peygamberin Hacerül Esved ile kurduğu bağın tarihsel ve duygusal bir yönü olduğunu kanıtlar. Sonuçta o da bir insan. Hacerül Esved yıllardır ailesinin koruduğu bir taştı, ancak günümüzdeki sonucuna bakarsak pek de peygamberin beklediği ya da arzuladığı sonuca ulaşılmadığı açık. Peygamberin ölümünden sonra Halife Ömer’e ait olan şu cümle bunu daha iyi açıklamaktadır. “ Çok iyi biliyorum ki sen zararı da faydası da dokunmayan bir taşsın. Eğer resululahın seni öptüğünü görmeseydim seni asla öpmezdim. ”
Ancak yaklaşık 100 yıl sonra yazılan hadis külliyatında taş giderek mitolojik bir varlığa dönüştürülmüştür. Taşın cennetten geldiği, ona dokunmanın geçmiş tüm günahları sildiği ve kıyamet gününde kendisine dokunanları tanıyıp şahitlik etmek üzere gözleri ve konuşan bir dili olacağı gibi iddialar tıpkı antik Mezopotamya kültürlerindeki Kibele efsanelerinde olduğu gibi dine sokulmuştur. Hacerül Esvedin İslam dinine sokulmasındaki en büyük katkıyı veren Emeviler 683 yılında Mekkeyi ve Kabeyi ateşli mancınıklar ile bombaladılar. O sırada taş parçalandı. Bu yüzden günümüze ulaşan bu küçük parçalardır.
Biliyoruz ki uzay, uzayda dünyamızın yeri, diğer gezegenler, galaksiler, yıldızlar, v.b bilinmediği zamanlarda gökyüzünden düşen her cismin tanrılardan ya da meleklerden geldiği kabul edilirdi. Tüm bu bilgiler ışığında Hacerül Esved taşının sıradan bir meteor taşı iken nasıl kutsaliyet kazandığı konusunda karar vermek yaradanın akıl verdiği tek varlık olan bizlere düşmektedir. “ Siz hala aklınızı kullanmıyor musunuz ? Kasas 60. ”