• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
GASTROÖSEFAGEAL REFLÜ HASTALIĞI (GÖRH) HAKKINDA BİLİNMEYENLER
Sayfalarımız
MODERN CERRAHİ UYGULAMALAR

DİKİŞSİZ MİKRO PENCERE YÖNTEMİ İLE TİROİD - GUATR CERRAHİSİ

LAPAROSKOPİK (KAPALI) VE HARMONİK  SAFRA  KESESİ MİDE BAĞIRSAK CERRAHİSİ

 

DİKİŞSSİZ LAPAROSKOPİK
KAPALI FITIK AMELİYATI

LAPAROSKOPİK KAPALI REFLÜ -MİDE FITIĞI CERRAHİSİ


BİLİYOR MUSUNUZ?

TİROİD BEZİ (GUATR) AMELİYATLARI ARTIK MİKROPENCERE

YÖNTEMİ İLE
DAHA ÇABUK,
DAHA KOLAY,
DAHA AZ RİSKLE, VE DAHA İYİ KOZMETİK SONUÇLAR İLE YAPILMAKTADİR.

Aşırı şişmanlığın cerrahi tedavisi.

Ölümcül şişmanlık nedeni ile kendilerine cerrahi tedavi önerilen hastalar ve hasta yakınlarının sordukları ilk soru şöyledir. Doktor bey bu ameliyatın riski nedir? Obesite cerrahisi operasyonlarının kendilerine özel bir riski yoktur. Ancak hastaya uygulanacak genel anestezinin ve tüm karın ameliyatlarının risklerini taşırlar. Kendilerine aktarılan bu ifadeler sonrasında hastaların çoğu cerrahi tedaviden imtina etmektedirler. Bu davranışın nedeni, ölümcül şişman hastaların tamamının kendilerini hala sağlıklı zannetmelerinden kaynaklanmaktadır. Oysa ölümcül şişman hastaların hemen tamamında oldukça ciddi yandaş hastalıklar mevcuttur. Yıllarca şişman bir vücuda sahip olma nedeni ile gelişen bu yandaş hastalıkların, hastanın sağlığını hatta yaşamını tehdit ettiği bir gerçektir. Hipertansiyon, şeker hastalığı, koroner kalp hastalığı, solunum sistemi hastalıkları, hormonal bozukluklar, karaciğer yağlanması gibi hastalıklar şişman bir hastada sıklıkla mevcut olan hastalıklarıdır. Bunlara ileride protez takılmasını gerektirecek kemik ve eklem rahatsızlıkları da ilave edilebilir. Bu hastalıkların çoğu kez birden fazlası bir hastada aynı anda bulunur ve yine bu hastalıklar tek başına yaşamı tehdit eden hastalıklardır. Şişman bir hastanın kendisine önerilen cerrahi tedavi sonrası risk değerlendirmesi yaparken tüm bunları göz önünde bulundurması gereklidir.

Ölümcül şişman hastalarda uygulanabilecek cerrahi tedavi 2 ana gurupta incelenebilir. Bunlar:

  1. Hastaların gıda alımını azaltan operasyonlar,
  2. Hastaların aldıkları gıdaların emilimini azaltan operasyonlardır

 Gıda alımını kısıtlayan operasyonlar midenin küçültülmesine yönelik operasyonlardır. Bu yöntemlerin halk arasında en çok bilineni mideye kelepçe takma olarak isimlendirilen “Gastrik Bant” yerleştirme  operasyonudur. Soldaki resimde yer alan, bu operasyon son 10 yıldır midenin üst kısmına slikon bir kelepçe takılarak uygulanmaktadır. Takılan kelepçe mideyi 2 kısma bölmekte üstteki küçük kısım hasta tarafından alınan gıdaların depolanması için kullanılırken,    alttaki kısım zamanla küçülüp işlevsiz hale gelmektedir. Gıda alımını kısıtlayan diğer operasyonlar midenin cerrahi tekniklerle kalıcı olarak küçültüldüğü operasyonlardır. Son zamanlarda medyada yer alan tüp mide hazırlama ameliyatı da bu yöntemlerden birisidir. Ben bu ameliyatları istenildiğinde geri dönüşümün olmaması nedeni ile çok sık tercih etmiyorum. Operasyon öncesi ve operasyon sonrası hastanın karşılaşacağı sorunlar açısından  gastrik bant yerleştirme tekniği ile benzer özellikler gösterirler. 

Yaklaşık 10 yıllık cerrahi deneyimlerimiz gastrik bant yerleştirme ve tüp mide hazırlama operasyonlarının öncesinde ö zellikle psikolojik yönden hastaların çok iyi seçilmesi ve hazırlanması gerekliliğidir. Gastrik bant yerleştirilen veya midesi kalıcı olarak küçültülen hastalar operasyon sonrasında karşılaşacakları az gıda alımı uygulamasına hazırlıklı olmalıdırlar. Türk insanının sosyal yaşantısında yemek çok önemli bir yer kaplar. İnsanımızı yemek yeme aktivitesinden yoksun bırakmak,  doğum, düğün, nişan, bayram, yeni bir iş, yeni bir ev, dostlarla birliktelik, tatil günleri yapılan piknikler, dost toplantıları, v.b tüm bu aktivitelerden uzaklaşmasını gerektirir. Kabul etsek de etmesek de ülkemizin gerçeği budur.  Bu nedenle işin doğrusu gastrik bant yerleştirme ve mide küçültme operasyonları ülkemiz gerçekleri ile bire bir örtüşmemesidir. Özellikle bu tip operasyonlar sonrasında hastanın operasyon sonrası az gıda alma işlemine hazırlıklı olmaması operasyon sonrası süre içerisinde hasta ve hekim açısından çok ciddi problemlere yol açmaktadı

Gıda emilimini kısıtlayan operasyonlar ise sindirim sisteminde mide sonrasında yer alan ince bağırsağın büyük bir kısmının çeşitli cerrahi yöntemlerle devre dışı bırakıldığı operasyonlardır. Alınan besinler midede yumuşatılıp hazırlandıktan sonra ince bağırsaklarımız tarafından emilerek kana karışır ve vücudumuza katılırlar. Her insanda aldığımız besinlerin emilimi için kullandığımız yaklaşık 6 metre ince barsak mevcutur. Aşırı ve ölümcül şişman hastalarda cerrahi tedavinin amacı, besinlerin emildiği ince barsak miktarını azaltmaktır. Bu amaçla hastanın ince barsaklarındaki emilim yüzeyi  2 farklı şekilde azaltılabilir.

Bu yüntemlerden ilki hastanın ince barsağının kesilip çıkarılarak kısaltılmasıdır. Bu yöntem tarafımızadan tercih edilmemektedir. Çünkü daha sonra herhengi bir gereksinimde hastanın eski durumuna dönmesi sağlanamamaktadır. 

 Diğer yöntem ise ince barsağın ilk ve son kısımları arasında pencere açılmasıdır. İnce bağıraklarımızın başlangıç ve son kısımları, metabolik faaliyetlerimiz için çok gerekli olan bazı element ve vitaminlerin emildiği yerlerdir. Bu yöntemde alınan besinler ince barsakta açılan pencereden geçerek yaklaşık 60 cm lik bir emilim yüzeyini kat etmekte, bu şekilde ince barsaktaki emilim yüzeyinin % 90’ı devre dışı bırakılmaktadır. Bu yöntem uygulanan hastalar ilk yıl ayda yaklaşık 4 kilogram, ikinci yıl ayda yaklaşık 2 kilogram kilo kaybetmektedir. İkinci yıl sonunda vücudumuzun kendiliğinden aldığı tebdirler nedeni ile kilo kaybı durmakta ancak kilo alma gerçekleşmemektedir. Bu yöntemin uygulandığı hastalarda herhangi bir nedenle ya da hastanın isteğine bağlı olarak istenildiği zaman tam olarak geri dönüşüm sağlanmaktadır, yani hastadan hiçbir fonksiyon ve doku-organ eksiltilmemekte ve çıkarılmamaktadır. Diğer yandan 140 kilonun üzerindeki hastalarda tüp mide ameliyatı  ile birleştirilerek uygulanbilme özelliği de vardır. Uygulanacak operasyon 40 dakikalık bir operasyon olup, hastanede kalış süresi 6 gündür.  Bu operasyon, yaklaşık 3 yıldan bu yana tarafımdan uygulanmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye’de ölümcül şişmanlık hem ekonomik hem de toplum sağlığı yönünden büyük bir sorun haline gelmiştir ve ölümcül şişman hastaların sayısı gelecekte sosyal yaşam ve yemek alışkanlıkların değişmesi nedeni ile hızlı bir şekilde artmaya devam edecektir. Aşırı ve ölümcül şişmanlık hakkında yanlışlıkların giderilmesi, toplum bilgi ve bilincinin arttırılması için böyle bir kılavuz hazırlamak bizim için onur verici bir görevdir. Hekim olarak hastamıza tavsiyemiz, herhangi bir tedavi seçeneğini seçmeden önce bu konuda yeterli ve doğru bilgiyi almasıdır.

Aşırı ve ölümcül şişman hastalarımızın bilmesi gerekekir ki sağlık sektöründe denetim sorumluluğu olan Sağlık Bakanlığı ve sağlık giderlerini karşılama yükümlülüğü olan Sosyal Güvenlik Kurumu da aşırı şişmanlığı bir hastalık olarak kabul etmiştir.  Artık aşırı ve ölümcül şişman hastalarımız Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kendilerine sunduğu imkanlardan yararlanabiliyorlar.  

 

ALKALEN REFLÜ GASTRİT (Hayalet Hastalık)
ALKALEN REFLÜ GASTRİT TEDAVİSİ (Safra Kaçağı Gastriti)
Üyelik Girişi
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam65
Toplam Ziyaret818365
CEREN YARIM