• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

 

Op.Dr.Ali ÇALIKUŞU

Genel Cerrahi Uzmanı, Endoskopist

GASTROÖSEFAGEAL REFLÜ HASTALIĞI VE MİDE FITIĞI HAKKINDA BİLİNMEYENLER
MİDE FITIĞI
Sayfalarımız

SÜMER MEDENİYETİ, TANRILAR VE İLK İNSANLAR

SÜMER MEDENİYETİ, TANRILAR VE İLK İNSANLAR

 

1968 de Eric von Daniken dünya genelinde birbirinden uzak ve bağımsız bir çok medeniyetin her nasılsa sürekli olarak birbirleri ile benzer ve ilişkili bir sembolizme, mitolojiye, mimari ve teknolojik gelişmeye sahip olduklarını bize sunmuştur. Buradan hareketle ortaya Antik Astronot Teorisi oluşmuştur. Bu teoriye göre gezegenimiz günümüzden çok uzun zaman önce dünya dışı varlıklar tarafından ziyaret edilmiştir.

M.Ö 4500 yıllarında Mezopotamya da karşımıza Sümer medeniyeti çıkar. Sümer kelime anlamı ile yüksek kralların diyarı,ışıldayan kralların diyarı demektir.Tarihte yazının, astronominin, gelişmiş matematiğin, ve daha bir çok bilimin kullanılmaya başladığı, ilk insan hakları yasaları, ilk hastane ve doktor sistemi, ilk kütüphane ve tarihçi kavramı hep Sümerler ile hayatımıza girmiştir.

19. yüzyıl sonlarında dönem arkeologları günümüzde Irak’ ın güneydoğusunda bulunan Nippur ve Ur şehirlerinin bulundu alanda toprağın metrelerce altında çok fazla sayıda tabletler buldular. Bu tabletlerin çevrilmesi yıllarca sürdü. Enki ve Minnah tabletleri çevrildiğinde bu metinlerin insanın yaradılışını anlattığını buldular. Bulunan tabletler içerinde yer alan yedi tablet Enuma Eliş destanını içermektedir. Tabletler Ninova’daki Asurbanipal Kütüphanesi, Sultantepe ve Sippar gibi kazı alanlarında bulunmuştur. Enuma Eliş destanı dünya oluşmadan önce gerçekleşen bir tanrılar savaşını anlatır. Bu savaş sonrasında dünyayı yönetmek üzere dünyaya gelen insanlardan ayrı yönetici bir varlık gurubu çıkmaktadır. ANONAKİLER. Anonaki kelimesi An ve Ki’ den olan göksel varlık soyu anlamını taşır.

Eski Babil tabletlerinde yer alan Antrahasis destanında anlatılana göre ise Annonakiler dünyaya geldiklerinde kendilerinin ihtiyaçlarını karşılamaları için ikinci kademe tanrılar olan Igigi’leri yarattılar. Ancak bir süre sonra Annonakilere hizmet etmekten yorulan Igigiler isyan ederler. Bunun üzerine tanrı Enlil ve Tanrıça Ninmah birlikte çalışarak İlk insanı yaratırlar. Erkek cinsiyetine sahip ilk insan ADAPA dır. ADAPA ya dünyadaki tüm varlıkların isimleri ve bilim öğretilir. Burada semavi dinlerde yaradılış anlatımlarında yer alan ADEM e varlıkların isimlerinin öğretilmesi ile bire bir bir örtüşme vardır. Daha sonra kadın yaratılarak insanların üremesi sağlanır. Artık Igigileri tanrılara hizmet için yaptıkları tüm angarya işler insanlara verilmiştir. İnsanlar tanrıların evleri olan Ziguratları inşa ederler. Tanrıların evleri semavi dinlerde havra, kilise ve camilere evrilmiştir. İnsanlar tanrıları et, meyve ve şarap ile beslerler. Bu kavram da semavi dinlerde tanrılara sunulan adaklar ve kurban a dönüşmüştür ve kutsal kitaplarda yer almaktadır.

Annunaki hiyerarşisinde karşımıza 3 temel tanrı çıkar. Tüm konseyin lideri olan ANU, ENLİL ve ENKİ. Toplam Annunaki konseyi 12 tanrı ve tanrıçadan oluşur. Benzer şekilde Mısır mitolojisinde karşımıza ana tanrı AMON ile sonraki önemli tanrılar olan OSİRİS ve SETİ çıkar. Antik Yunan da KRONOS, ZEUS ve POSEİDON üçlemesi ile Olimposta yaşayan 12 ana tanrı ve tanrıça bilgisi Sümer inancı ile birebir aynıdır. Aynı benzerlik Hristiyanlıkta 12 Havari ile karşımıza çıkar. Hinduizm de BRAHMA, VİSHNU ve SHİVA üçlemesi vardır. Amerika kıtasında ise bu üçlü tanrı gurubu esas yaratıcı tanrı HUNAPKU ve onun altında yer alan ITZAMNA ve KUKULKAN dır. Bu üçlemeler dünyanın çeşitli yerlerindeki bazı mitlerde tekrar eder durur.

Yine insanlara medeniyeti öğreten göklerden gelen tanrı figürü ve bir gün bu tanrının insanlığı yıkımdan kurtarmak için bir gün geri geleceğini söyleyerek dünyadan ayrılması söylemi semavi dinlerde kurtarıcı Mesih ve Mehdi inancı ile örtüşür. Birbirlerinden farklı bu medeniyetlerin arası binlerce kilometredir ve birbirleri ile hiçbir iletişimleri yoktur. Ama ne hikmetse anlatımlar birebir aynıdır.

Mesela Tufan olayı. Tıpkı Sümerlerde olduğu gibi dünyadaki tüm medeniyetlerde aynen mevcuttur. Ve tüm medeniyetlerde aynı sebeplerden olduğu yazar. insanların yozlaşması ve tanrıya hürmet etmeyi bırakması tufanın nedenidir. Hatta olayların oluş şekli, bir gemi ile kurtulan insanların yeni bir çağ başlatması, tanrıların insanları affetmesi dünyanın her yerindeki değişik inançlarda aynı şekilde anlatılır.

Tufan olayı semavi dinlerde de şöyle anlatılmaktadır. Enok kitabında anlattığına göre düşmüş melekler insanlarla ilişkiye girerek onlara bilim ve medeniyeti öğretirler. Yaratıcı buna çok kızar, çünkü ona göre insanın tek görevi itaat etmektir. Bu arada düşmüş melekler ile ilişki kuran insan kadınlardan Nefilim denilen ( devler ) bir ırk oluşmuştur. Yaratıcı, hem Nefilimleri hem de bilim ve medeniyeti öğrenen insan ırkını ortadan kaldırmak için tufanı oluşturur ve canlıların sonu gelir.

Tevrat ta bu olay şöyle anlatılır. ELOHİM denen göksel ilahi varlıklar insan kadınları beğenir ve onlar ile ilişkiye girerler. ELOHİM , ELOHA kelimesinin çoğuludur ve tanrılar anlamını taşır. Yani bize bir topluluktan bahsediyor. YAHVE ise onların en üstündeki ilahtır. ELOHİM lerin insan kadınlar ile ilişkisi sonrası devler denilen NEFİLİM ırkı ortaya çıkar. Bir süre sonra yaratıcı tanrı insanları yarattığı için pişman olur ve hepsinin yok olması için tufan oluşturur. Bu esnada soyunu sevdiği Nuh’u uyararak bir gemi yapmasını, ailesini ve hayvanları gemiye alarak kurtarmasını söyler. Gemi 7 günde yapılır. Tufan 40 gün sürer. Sonunda Nuh’un gemisi bir daha oturur. Sular çekilince dışarı çıkarak et pişirir. Etin kokusu ile tanrı hoşnut kalır ve insanları bir daha lanetleyip yok etmeyeceğini söyler. Tüm bu anlatım Sümer metinleri ile aynı değil mi ? Sadece Sümer metinlerinde tanrı ENLİL ve tanrı ENKİ kendi aralarında konuşarak karar verirken Tevratta tanrıların bu tartışması tek tanrı figürüne dönüştürülmüştür.

Kuran da ise Tufan 7 sure ve 20 ayette geçer. Allah Nuh’u bir kavme elçi olarak gönderir. Yüzlerce sene sonra kavmi tozlaştığı ve itaat etmeyi bıraktıkları için bir tufan ile onları helak edeceğini Nuh’a bildirir.Bir gemi yapıp ailesini ve hayvanları gemiye almasını emreder. Ayette tam olarak şöyle der: “Böylelikle biz ona gözetimimiz altında ve vahyimiz uyarınca sağlam ve sanatlı bir gemi yapıver dedik ” Burada kullanılan çoğul ifadeler de dikkat çekicidir. Kuran olayı daha sade bir şekilde ele alsa da ana motif Sümerlilerinki ile aynıdır.

Annonakilerin semavi dinlere etkisi sadece Tufan miti ile sınırlı değildir. Örtüşme bir çok mitte karşımıza çıkar. Sümer yaradılış efsanesi şöyledir. Başlangıçta evrende NAMNU adında uçsuz bucaksız bir su varmış. Bilinçli bir varlık olan NAMNU bu sudan devasa bir dağ çıkarmış. NAMNU nun oğlu ENLİLdağı ikiye ayırmış. Dağın üst kısmı gök, alt kısmı ise yer olmuş. Göklerin tanrısı ile yerlerin tanrıçası yerleri ve gökleri bitki, ağaç ve sularla donatıyor. Sonrasında hayvanlar yaratılıyor. En sonunda da tüm varlıkları idare edecek tanrılar, yani ANNUNAKİ ler yaratılıyor.

Yaradılış Tevratta şöyle anlatılır. Suların yüzü üzerinde tanrının ruhu hareket ediyordu. Tanrı sular ayrılsın ve üzerinde bir kubbe olsun ddi ve kubbeyi yaptı. Tanrı kubbeye gök, alttaki kuru toprağa yer dedi. Surenin devamında yerin bitkiler ve hayvanlar ile doldurulduğu yazar.

Kuranda ise yaradılış Enbiya suresi 30. da “ Gökler ve yer yapışık iken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi ? ” diye anlatılır. Bu konu Kuran da daha sade ve yüzeyel anlatılmış ise de hem Tevrat hem de Sümer metinleri ile aynıdır.

Yaradılışın süresi ve zamanlaması da benzerlikler içerir. Kuranda “ Gerçekten de rabbimiz altı günde gökleri ve yeri yarattıktan sonra arşa istiva eden Allahtır. ” Araf 54, “O arşı su üzerinde iken gökleri be yeri 6 günde yaratandır. Hud 7 ” . “ Gökleri ve yeri 6 günde yarattıktan sonra arşa yerleşen rahmandır. Furkan 59 ”. Burada arş taht odası, taht anlamını taşır.

Tevratta ise yaradılışın 6 gün sürdüğü, 7.gün tanrının dinlenmeye çekildiği anlatılır.

Sümer tabletlerinde ise yaradılışın 6 temel aşaması vardır. Birinci aşama kaostan düzenin oluşması, ikinci aşama tanrıların yaratılması, üçüncü aşama göğün ve yerin yaratılması,beşinci aşama hayatın yaratılması, altıncı aşama insanın yaratılmasıdır. Semavi dinlerdeki 6 günlük yaradılışın kökeni bu bilgidir.

İnsanın yaradılışına gelirsek Sümerler insanın kilden ve Annonakilerin suretinden yaratıldığını söylemiştir. Semavi dinlerde ise anlatım şu şekildedir. Kuranda “ Şüphe yok ki biz onlarıcıvık bir balçıktan yarattık. Saffat 11 , “ Rabbin meleklere demişti ki, ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp içine ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın. Sad 71 ”, “ Allah; Ey iblis, iki elimle yarattığıma saygı göstermene mani olan şey nedir. Gururuna mı yediremedin, yoksa sen yüksek makam sahiplerinden misin ? Sad 75 ” Tevratta ise “ Rab yerin toprağından adamı yaptı ve onun yüzüne yaşayan can üfledi. Adam yaşayan can oldu. Yaradılış 2.4 ”, “ Allah, yeri göüğü, yıldızları, bitkileri, hayvanları yarattıktan sonra, suretimize benzeyen insan yapalım ve yeryüzünde her şeye hakim olsun dedi. Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı, onları erkek ve dişi olarak yarattı. Yaradılış 6.26 ” Hem Kuran hem de Tevrat da Sümer metinlerindeki bilgileri tekrar etmesi ve Allahın fiziksel bir canlı olarak tanımlanması dikkat çekici değil mi? Burada Buhari den sahih bir hadisi de vermemiz gerekiyor. “ Tanrı Ademi kendi biçiminden yarattı

Sembolik kavramlara ve ibadetlere de baktığımızda dinlerin Sümerlerden etkilendiğini görüyoruz. Mesela kurban olayı. Kurban Sümerler de tanrıları doyurmak ve hoş tutmak için yapılan bir eylemken, tanrıların fiziksel olarak dünyadan ayrılmalarından sonra sembolik bir ritüele dönüşmüştür. Burada maç artık dünyada olmayan tanrılara ulaşma çabasıdır. Hatta bazı toplumlarda tanrılara ulaşmak için gösterilen bu çaba insan kurban etmeye kadar vardırılmıştır. İbadethane, ibadet, günah, sevap kavramlarını da Sümer metinlerinde bulmak mümkündür. Sümerler döneminde insanlar Annonakilerin bulundukları dev Ziguratlar da onlara armağanlar sunar, onlardan dilekler dilerlermiş. Eğer insanlar tanrıların ihtiyaçlarını onları hoşnut edecek şekildi karşılamazlar ise bu tanrıları kızdırırmış ve insanları çok ciddi şekilde cezalandırırlarmış. Mesela Enlil bir keresinde sırf halka kızdığı için Ur kentini yok edilmesi emrini vermiştir. Benze helak etme kavramlarını Kuranda ve Tevratta oldukça sık görürüz. Allahın sözünü dinlemeyen şehirler ve kavimler gökten gelen bir ses ile yok edilirler.

Bazı kelimelerin etmolojik incelemesinde de ilginç benzerlikler göze çarpıyor. Sümerleri baş yaratıcısı Anu, Akad dilinde Anum’a, Mısır dilinde Amun’a evrilmiştir. İbadetlerin sonunda Amuuun diyerek uzatılarak söylenirdi. Yahudilik ve hristiyanlıkta bu kelime Amen’e, İslam da ise Amin’e evrilmiştir. İslam kültüründe geçen Allah ismi aslında El-İlah kelimesinden türetilmiştir. İngilizcedeki God kelimesi Esas İlah anlamını taşır. El kelimesi İbranicede ve Tecrat da tanrıyı refere eden Eloha ve Elohim kelimelerinin köküdür. Eloha tekil bir anlam taşırken Elohim göksel varlıklar yani çoğul anlam taşır. Ancak her iki kelimede yaratıcıyı ifade etmekten ziyade fiziksel canlıları ifade etmek için kullanılıyor. Bu kelime daha sonra arapça da İlah’a evrilmiştir. Putperest Arapların putlarına ilah demelerinin sebebi de budur. Allah kelimesi ise ilahlar hiyerarşisinde esas ilah tanımlamasını yapmak üzere türetilmiştir. Allah kelimesi İslamiyet öncesi Araplarda da kullanılmakta idi. Muhammed peygamberin babasının ismi Abdullah tı ve o zaman daha İslamiyet yoktu. Abdullah, Allah’ın kölesi anlamını taşır. Bu arada put olgusunu da açıklamamız gerekli. Putlar belirli ilahları sembolize ederler. Her biri tarihsel anlamda eski inanışlardaki tanrıları refere ederler. Mesela Lat, Uza ve Venat olarak bilinen 3 Kabe putu köken olarak Sümer tanrıçası İnanna ya dayanmaktadır, yani bir Annonakiye. Bu çalışmalara göre Allah kelimesi mutlak yaratıcıdan ziyade kimi etmologlara göre Sümer baş tanrısı Anu’yu, kimilerine göre de dünyanın yöneticisi Anonaki olan Enlil’i refere etmektedir.

Sümerler ve semavi dinler arasındaki bir diğer benzerlik ise itaat konusudur. Atrahasis destanı ve sayısız Sümer tabletlerinde şöyle der; “ Tanrılara itaat edin ki cezalandırılmayasınız. ” Bu cezalar bireysel olabileceği gibi bir kentin ya da Tufan gibi insanlığın yok edilmesi şeklinde de olabilir. Mısırda tanrılara itatat etmeyenler öteki alemde ( Duat ) ruhunuz sonsuz azaplara çarptırılır. Akadlarda tanrılara hizmet ve itaat etmeyen insanların Arallu denilen öte dünyada azaplara çarptırlacağına inanılırdı. Tanrılara hizmet ve itaat edenlerin ise bolluğun ve hurun hakim olduğu Dilmun’ gideceğine inanılırdı. Semavi dinlerde de bu itaat kavramı son derce sık ve sert olarak karşımıza çıkar. Zaten İslam kelimesi teslim olmak, itaat etmek anlamını taşırken, müslüman kelimesi teslim olan, itaat eden anlamını taşır. Buna uymayanlar hem bu dünyada helak edilir hem de cehennemde çeşitli azaplara çarptırılırlar.

Sümer tabletlerinde tanrı Enlil’in insan krallar döneminde kendilerine koşulsuz tapınan ve onun gücünü benimsemiş yöneticileri kral olarak atadığı yazılıdır. Kurallara uyan krallara hediyeler ve mükafatlar verilirken kurallara uymayan kralların şehirleri tanrı Enlil tarafından cezalandırılarak helak edilir. Bu durum Kuran da benze bir anlatımla karşımıza çıkar. “ Bir şehri helak etmek istersek şehrin ileri gelenlerine emrimizi tebliğ ederiz. Buyruktan çıkar orada isyana koyulurlar da azabı hak ederler. Biz de onları tamamı ile helak eder, orasını yerle yeksan ederiz. Isra 16 ”, “ Biz Nuh’tan sonra ne kadar da çok nesli helak ettik. Ey Mekkeli mücrimler ! Sizler onlardan daha kıymetli değisiniz. Isra 17 ”, “ Yaşam koşulları ve refahın kendilerini şımarttığı nice toplumu helak ettik. İşte onların evleri ! Onlardan sonra oralar viraneye dönmüştür. Oralara biz varis olduk. Kasas 58 ”

Annonakiler ile şekillenen ve günümüz yaşamına yansıyan başka bir şey de yönetim anlayışıdır. 20.yüzyıl başlarında yapılan arkeolojik kazılarda bulunan Sümer tabletlerinde meşhur Krallar Listesi karşımıza çıkmıştır. Liste neredeyse milattan önce 250.000 yılına kadar dayanmaktadır. Listenin ilk sırasında Annonakilerin gezegende kurdukları ilk şehir olan kutsal Erudu şehrini yöneten Alulim yer alıyor. Alulim in diğer adları ise Adapa ve Adem dir. Metindeki ifade aynen şöledir. “ Krallık cennetten indikten sonra Erudu da Alulim kral oldu. 28.800 yıl boyunca hükmetti ”. Tablet bize Tufan öncesindeki 10 kralın kaç yıl hükmettiklerini de vermektedir. Tufan ile birlikte yok olan insanları Tufandan sonra ise 23 kralın yönettiği ve toplamda 24.510 sene hüküm sürdüğü anlatılır. Kralların yaşam ve krallık süreleri gitgide azalmıştır. İlginç olarak son yıllarda yapılan çalışmalar göstermektedir ki homosapienslerin ortaya çıkış zamanı da bu süreç ile örtüşmektedir.

Kısacası insanlık tarihi hakkında bilmediğimiz çok şey vardır. Bilim ve teknolojinin gelişimi ile ortaya çıkanlar da bu güne değin bize dayatılanlardan oldukça farklıdır. Bu konuda karar vermek düşünebilen, soran, arayan, muhakeme eden tek varlık olan bizlere düşmektedir. Amaç insanları inançsızlığa götürmek değildir. Tam tersine kadiri mutlak yaratıcıyı insani ve cismani vasıflardan arındırarak hakkettiği gerçek yerine koymak olmalıdır.

ALKALEN REFLÜ GASTRİT (Hayalet Hastalık)
ALKALEN REFLÜ GASTRİT TEDAVİSİ (Safra Kaçağı Gastriti)
Üyelik Girişi
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam183
Toplam Ziyaret1302560